All posts in Gelişim Değerlendirmesi

İtalya’da Otizm

İtalya’da Otizm

İtalya hepimizin tatille, keyifli ve tatlı bir yaşam düşü ile özdeşleştirdiğimiz, kültürel, tarihi ve sanatsal zenginlikleri ile aklımızda yer alan bir ülke. Elbette belki de yalnızca tatil bağlamında düşündüğümüz bir ülkenin, tatil ve eğlence dışında, oradaki günlük yaşamın gerçekleri ile değerlendirilmesi bize farklı bakış açıları sunabilir. Özellikle, Özel Eğitim gereksinimi olan, farklı gelişen çocuklar bağlamında bu farklılıklar ayrı bir önem kazanır. Farklı bir ülkede yeni bir yaşam kurmak isteyen, fakat farklı gelişim gösteren çocuklara sahip ailelerin, bu gibi planlarını değerlendirirken belki iki kat daha fazla düşünmeleri gerekmektedir. Çocukİstanbul Aile Danışmanlık Merkezi’nin kurucu ortaklarından, Özel Eğitim Uzmanı ve ABA Terapisti Adem Ünlü, Eylül 2016 tarihinde, merkezi İtalya’nın Floransa şehrinde bulunan AutismService kuruluşunun yöneticisi ABA Terapisti Loredana Lembo ile biraraya geldi ve İtalya’da farklı gelişim gösteren çocuklara verilen Özel Eğitimi ve Otizmi konuştu.

Loredana Lembo ile yaptığımız görüşmede, İtalya’da farklı gelişim gösteren çocukların eğitimi bağlamında temel bazı sorunların olduğunu anlıyoruz. Bu sorunların başında birçok ülkede olduğu gibi ekonomik sorunlar ve yeterli yetişmiş ve deneyimli uzmanın bulunmaması geliyor. Bunun dışında, bu gerçekler sonucu ortaya çıkan sistem, İtalya’da çocukların birebir Özel Eğitim hizmetlerinden yararlanmasını da güçleştiriyor.

Çocukİstanbul Aile Danışmanlık Merkezi’nin kurucu ortaklarından, Özel Eğitim Uzmanı ve ABA Terapisti Adem Ünlü, Eylül 2016 tarihinde, merkezi İtalya’nın Floransa şehrinde bulunan AutismService kuruluşunun yöneticisi ABA Terapisti Loredana Lembo ile biraraya geldi ve İtalya’da farklı gelişim gösteren çocuklara verilen Özel Eğitimi ve Otizmi konuştu.

İtalya’da, devletin aileleri destekleme süreci şu biçimde işliyor: tanı alan çocukların öncelikle bir kuruma başvurmaları gerekiyor. Yardım doğrudan ailelere değil, kurumlara yapılıyor. Bunun nedeni, ailelerin devletten aldıkları Özel Eğitim desteğini başka amaçlar için kullanabiliyor olmaları. Başvurulan kurum da, alınan yardımla çocuklara ancak dolaylı olarak Özel Eğitim hizmeti sunabiliyor. Bunun nedeni, çocuklarla birebir eğitim ve terapi yapacak yeterli sayıda uzmanın bulunmaması. Sonuç olarak, az sayıdaki uzman, örgün eğitim kurumlarındaki öğretmenlere, Özel Eğitim gereksinimi olan çocuklara nasıl destek olabilecekleri yönünde danışmanlık hizmeti veriyor. Bu kişiler aynı zamanda, okullarda yürütülen birebir Özel Eğitim programlarını oluşturuyor, düzenli aralıklarla işleyişini takip ediyor. Bir anlamda, uzman eksikliği, varolan deneyimli uzmanların ve terapistlerin daha fazla süpervizyon ve danışmanlık sunması ile telafi edilmeye çalışılıyor.

İtalya’nın son dönemde ekonomik güçlükler yaşaması, Akdeniz’e kıyısı olması nedeniyle sınırlarının mülteci hareketlerine açık olması ve her gün ülkeye binlerce mültecinin girmesinin getirdiği güçlükler, Özel Eğitim alanını da olumsuz etkiliyor. ABA terapisti Loredana Lembo, bu zoruklar nedeniyle kurumunun şu anda aktif olmadığını, kendisinin bireysel olarak ailelere ve okullara danışmanlık verdiğini belirtiyor. Loredana Lembo gibi uzmanlar aynı zamanda, devletin ailelere yaptığı maddi yardımın yerinde kullanılıp kullanılmadığını da kontrol etme görevini üstleniyorlar.

Loredana Lembo, İtalya’da ABA terapisinin ve Özel Eğitim uygulamalarının ancak son yirmi yılda gelişmeye başladığını belirtiyor. İtalyan devletinin bu konudaki yaklaşımı da, bireysel eğitimden çok, çocukları örgün eğitim içine dahil etmek farklı gelişen çocukları, profilleri ne olursa olsun, örgün eğtime entegre etmek. Özel gereksinimli çocukların okul yaşantısına kaynaştırmanın öncelikli hedef olarak belirlendiği İtalya’da, okullar fiziksel anlamda da gerekli donanımları ve sistemleri tesis etmekle yükümlü. Aileler, devletin kurduğu bu sistemin dışında da, elbette, maddi olanakları ölçüsünde, çocuklarına bireysel Özel Eğitim hizmeti alabiliyorlar.

Floransa ‘da görüştüğümüz ABA terapisti Loredana Lembo, kendisinin ABA temelli bir eğitim aldığını, ancak süreç içinde Duyu Bütünleme, Oyun Terapisi ve sanat aktiviteleri gibi sosyal iletişim becerilerini geliştiren farklı yaklaşımları eklektik bir biçimde bir arada kullanmayı tercih ettiğini vurguladı.

Lerodana Lembo ile yaptığımız görüşmede, İtalya’da Özel Eğitim ve farklı gelişen çocukların eğitimi alanlarında temel bazı sorunların olduğunu gördük. Bunun dışında, İtalyan devletinin önemsediği ve vurguladığı okula ‘kaynaştırma’ kavramının önemsenmesini olumlu bulduk. Elbette, farklı gelişen çocukları okul yaşamına entegre ederken, öğretmenlere süreçte destek verecek danışmanlar ve belki de gölge öğretmenler önem kazanıyor. Burada da, bu desteği sürekli olarak sunacak uzman kişilerin yeterli sayıda olması sorunu ortaya çıkıyor.

Floransa ‘da görüştüğümüz ABA terapisti Loredana Lembo, kendisinin ABA temelli bir eğitim aldığını, ancak süreç içinde Duyu Bütünleme, Oyun Terapisi ve sanat aktiviteleri gibi sosyal iletişim becerilerini geliştiren farklı yaklaşımları eklektik bir biçimde bir arada kullanmayı tercih ettiğini vurguladı. Çocukİstanbul Aile Danışmanlık Merkezi kurucu ortaklarından Adem Ünlü ve Floransa’da AutismService’in kurucusu Loredana Lembo, her çocuğun gereksinimlerinin kişisel olarak belirlenmesi ve her çocuk için sürecin, çocukların bireysel gereksinimleri doğrultusunda ayrı olarak kurgulanması gerektiği konusunda hemfikir bir biçimde görüşmelerini sonlandırdılar.

Ayrıntılar

Otizm Terapilerinden Ne Beklemeli?

Otizm Terapilerinden Ne Beklemeli?

Çocukları otizm tanısı almış aileler, tanı sonrasında çocuklarını otizm tanısından çıkarmak ve bu durumun getirdiği zorlukları ortadan kaldırmak adına zorlu bir sürecin içine girer. Bu süreci zorlaştıran yalnızca çocuğun durumu değil, ailelerin çocukları için “en doğru” süreci kurgulamakta yaşadıkları güçlüklerdir. Otizm ve otizm durumu için sunulan tedavi, terapi yöntem ve süreçleri, alana ilişkin bilgisi olmayan birçok ailenin doğal olarak kafasını karıştırır. Bu yazı, otizm tanısı sonrasında süreci daha doğru ve etkin, çocuğun yararına kurgulayabilmek adına bazı temel konuları inceleyecektir. “Eğitim”, “Terapi” ve “Tedavi” gibi temel bazı kavramların neye işaret ettiğini bilmek, her çocuk için ayrı kurgulanması gereken tanı sonrası süreçte, ailelerin doğru adım atmalarına yardımcı olacaktır.
Tanı süreci kurgularken, farklı gelişim gösteren çocukların yaşadığı zorlukların olabildiğince aza indirgenmesi ve bu yolla günlük hayatlarının, akranlarıyla olan ilişkilerinin ve eğitim süreçlerinin rahatlatılması, desteklenmesi hedeflenmelidir. Bu zorlukları azaltmak için, çocuğunuzu “olabildiğince çabuk” tanıdan çıkartmayı hedefleyen, kesin sınırlarla belirlenmiş, genel “doğruluğu ve etkinliği” kanıtlanmış olsa da, her çocuk için yararlı olamayabilecek, kişiselleştirilmemiş süreçlerden uzak durmalısınız. Çocuğunuzun tanı sürecini kurgularken, onun bir ya da birkaç uzman tarafından bireysel olarak değerlendirilmesi ve sürecin çocuğun kendi gereksinimleri doğrultusunda kurgulanması gerekir. “Eğitim”, “Terapi” ve “”Tedavi” kavramları, tanı sonrası süreçte çocuğunuzu destekleyecek, yaşadığı zorlukları azaltacak, birbirini tamamlayan, ama birbirinin yerine geçemeyecek her biri kendi içinde değerli destek alanlarıdır.

“Eğitim”, “Terapi” ve “Tedavi” gibi temel bazı kavramların neye işaret ettiğini bilmek, her çocuk için ayrı kurgulanması gereken tanı sonrası süreçte, ailelerin doğru adım atmalarına yardımcı olacaktır.

Yaygın Gelişimsel Bozukluk ve Otizm gibi durumlarda, bu gibi özel gereksinimleri olan ve desteğe ihtiyaç duyan çocuklara dönük kurgulanan “Özel Eğitim” süreçleri büyük önem taşır. Çocuğunuz için öncelikle sağlam bir eğitim çerçevesi oluşturmanız gerekir. Burada Özel Eğitim sürecinin hangi eğitim yöntemleri ile kurgulandığı aile tarafından sorgulanmalıdır. Özel Eğitim süreçlerinde uygulanan farklı eğitim yöntemleri vardır. Bu süreci kurgulayan aile, özel eğitim uzmanının bu süreçte hangi eğitim yöntemlerini kullandığını sorgulamalı ya da bu eğitim yöntemleri hakkında kendisi bir araştırma yapmalıdır. Bunun nedeni, her eğitim yönteminin her çocuk için uygun olmayabileceğidir. Uygulamalı Davranış Analizi, TEACHH, İlişki-Temelli Yöntemler, Sosyal Öyküler ve Kolaylaştırılmış İletişim gibi farklı eğitim yöntemlerinin biri ya da birkaçı çocuğunuzun özel eğitim sürecinde yer almalıdır. Fakat bunların hangisinin ha da hangilerinin ne yoğunlukta kullanılması gerektiği, çocuğunuzun bireysel ihtiyaçlarının, deneyimli ve sezgisi güçlü bir uzman tarafından çok iyi okunması ile belirlenmelidir. Çoğu durumda, tek bir eğitim yönteminin değil, eklektik bir kurgu içinde, çocuğun bireysel özelliklerini dikkate alan, çoklu eğitim yöntemleri ile kurgulanmış bir eğitim süreci daha yararlı olacaktır.
“Terapi” ve “Tedavi” kavramları da çoğu ailenin kafasında net bir tanımı olmayan, birbiri yerine kullanılan kavramlardır. Oysa bu iki kavramın işaret ettikleri farklıdır. Çocuğunuz için sürecin doğru kurgulanması için, bu kavramları da iyi bilmek gerekir. “Terapi” sözcüğünün kökeni, Latince “Therapia”, Yunanca “therapeia” sözcüklerindedir. Her iki sözcük de “iyileştirme, şifa verme, hasta ile ilgilenme” gibi anlamlara sahiptir. Zaman içinde hemen hemen aynı kalan anlamı, yüzyıllar içinde “tıbbi tedavi” bağlamında yoğunlaşmıştır.
Farklı Gelişim Gösteren çocuklara “terapi” olarak sunulan birçok program ve etkinlikler bütünü, öncelikle kurgulanmış olması gereken “Eğitim” sürecini destekleyen programlar olmalı. Unutulmamalıdır ki, “terapiler” tek başlarına çocuğunuzu tanıdan çıkarmaya yetmez. Fakat doğru kurgulanmış, belli bir programı olan, öğrenme süreçleri ve öğrenme çıktıları sağlam ve ayrıntılı biçimde hazırlanmış terapi programlarının, çocuğunuzun eğitim sürecine dönük katkıları da gözardı edilemez. Çoğu durumda, iyi kurgulanmış sağlam terapi programları, özel eğitim sürecini destekler, özel eğitimdeki öğrenme çıktılarını çocuğunuzda kalıcı hale getirir ve geliştirir.

Çoğu durumda, tek bir eğitim yönteminin değil, eklektik bir kurgu içinde, çocuğun bireysel özelliklerini dikkate alan, çoklu eğitim yöntemleri ile kurgulanmış bir eğitim süreci daha yararlı olacaktır.

Peki aileler doğru terapileri nasıl ayırt edecekler? Günümüzde birçok kurum ve kişi, birçok farklı isim altında yaygın gelişimsel bozukluk gösteren çocuklara farklı “terapi programları” sunmaktadır. Doğru terapilerin seçilmesi için, ailelerin bazı temel soruları sormaları gerekir: Sunulan terapi programının bir içeriği ve müfredatı var mıdır? Terapi sürecinde ve sonrasında hedeflenen eğitim çıktıları nelerdir? Terapist, süreçte uygulayacağı etkinlikleri hangi eğitim yöntemi ve yaklaşımı doğrultusunda kurgulamıştır? Çocuğunuza sunulan terapi, onun için gerçekten yararlı olacak mı? Terapi programına başlamadan önce, çocuğunuz bireysel bir değerlendirmeden geçirildi mi? Örneğin müzik terapisi, sanat terapisi, at, köpek ve yunus gibi farklı hayvanlarla yapılan hayvan terapileri, aileler için çekici olabilmektedir. Fakat burada, terapinin çocuğa uygunluğu iyi düşünülmelidir. Örneğin duyusal açıdan seslere karşı aşırı hassasiyeti olan bir çocuğun, duyusal değerlendirilmesi yapılmadan bir müzik terapisi alması, çocuğun durumunu daha da kötüleştirecek, onu duyusal açıdan çok rahatsız edecektir. Ya da farklı kokularla terapi yaptığını ileri süren bir terapistin, kokulara karşı aşırı duyusal hassasiyeti olan bir çocuğu pek yararı olmayacaktır. Bu nedenle, sanat, müzik, drama, dans ve hayvanlarla terapi gibi farklı terapi alanlarından yararlanmak istiyorsanız, terapistinizden son derece ayrıntılı hazırlanmış bir müfredat, içerik, öğrenme hedefleri ve çıktıları, çocuğunuz için bireysel bir değerlendirme talep etmeniz çok gereklidir. Aksi takdirde, temel eğitim sürecini desteklemesi hedeflenen bu terapi süreçleri, çocuğunuza daha fazla zarar verecek ve onu eğitiminden geri bırakacaktır. Oysa sanat ve drama gibi terapi yöntemleri, iyi kurgulandığında, çocuğunuza inanılmaz yararlar sağlayabilir. Örneğin çocuğunuzun bireysel gereksinimleri doğrultusunda tiyatro eğitimi de almış uzmanlar tarafından kurgulanmış bir drama etkinlikler bütünü, çocuğunuzun sosyal iletişim becerilerini geliştirmede büyük yarar sağlayabilir. Benzer biçimde, sanat eğitimi almış bir terapistin kurguladığı bir sanat terapisi programı, çocuğunuzu eğitim, duyusal, sosyal beceri ve dilsel açıdan destekleyebilir.

Doğru terapilerin seçilmesi için, ailelerin bazı temel soruları sormaları gerekir: Sunulan terapi programının bir içeriği ve müfredatı var mıdır? Terapi sürecinde ve sonrasında hedeflenen eğitim çıktıları nelerdir? Terapist, süreçte uygulayacağı etkinlikleri hangi eğitim yöntemi ve yaklaşımı doğrultusunda kurgulamıştır? Çocuğunuza sunulan terapi, onun için gerçekten yararlı olacak mı? Terapi programına başlamadan önce, çocuğunuz bireysel bir değerlendirmeden geçirildi mi?

Eğitim ve terapiler dışında, “tedavi” olarak tanımlanan süreçler daha çok psikiyatrik tedavi yöntemlerini ve diğer destekleyici, alternatif yöntemleri işaret eder. Bazı çocukların uyku düzenlerini, heyecanlarını ve kaygılarını, öfke nöbetlerini kontrol etme amacıyla psikiyatrik ilaçlar kullanmak gerekebilir. Yine destekleyici olarak gluten ve kazein diyetleri, vitamin/mineral destekleri ve ağır metallerden arındırmayı hedefleyen tedaviler de uygulanabilmektedir.

Sanat ve drama gibi terapi yöntemleri, iyi kurgulandığında, çocuğunuza inanılmaz yararlar sağlayabilir.

Tanı sonrası sürecin kurgulanmasında, eğitim, terapi ve tedavi kavramlarının iyi bilinmesi önemlidir. Bunların her biri farklı alanları, farklı uygulamaları ve bakış açılarını kapsar. En ideal olanı, bütün bu farklı alanlardan, çocuğunuzun bireysel gereksinimleri doğrultusunda, eklektik biçimde yararlanabilmektedir. Nasıl her insan birbirinden farklıysa, her çocuk da birbirinden farklıdır. Bu açıdan, tanı sonrası süreçlerinden kurgulanmasından önce gerçekten deneyimli ve uzman kişilerden çocuğunuz için bireysel değerlendirme almalısınız. Hangi eğitim yöntemlerinin kullanıldığını sorgulamalısınız. Eğer farklı terapi alanlarından destek almak istiyorsanız, bu terapilerin salt resim yapmak, oyun oynamak ya da ata binmek gibi etkinlik düzeyinde kalmadığından, belli bir program dahilinde belli öğrenme çıktılarını hedefleyerek yürütüldüğünden emin olmalısınız. Elbette günün sonunda bir “tedavi” hedeflendiğinden, bu sürecin üst çatısı olarak, yine deneyimli ve alanda uzman bir psikiyatr ile süreci eşgüdümlü yürütmelisiniz. Tanı sonrası sürecin, aile, doktor, eğitimci, terapist ve çocuktan oluşan kalabalık bir ekip olduğunu unutmamalıyız.

Ayrıntılar

Duyu Bütünleme Nedir?

Duyu Bütünleme Nedir?

duyu-bütünleme

Pepino Yayınları’ndan çıkan “Senkronize Olamayan Çocuk”, “Duyu Bütünleme Nedir?” sorusuna yanıt arayanların başvurabileceği bir kaynak kitap. Duyu bütünleme problemleri birçok bebeğin ve çocuğun emosyonel (duygusal), fiziksel ve zihinsel gelişimini etkiler. Fakat uzman bir terapist çocuğunuzu gözlemlemediyse, duyu bütünleme problemlerinin neler olduğunu bilmiyor olabilirsiniz. “Senkronize Olamayan Çocuk”, çocuklardaki duyusal işlev bozukluklarını tanıma ve tedavi etme alanlarında yayınlanmış en güncel kitaptır. Carol Stock Kranowitz’in duyu bütünleme alanında kısa sürede temel bir başvuru ve kaynak kitap haline gelen “Senkronize Olamayan Çocuk”, Pepino Yayınları tarafından 2014 yılında yayınlandı.

“Senkronize Olamayan Çocuk”, duyu bütünlemenin ne olduğunu açıklayarak başlıyor ve sonrasında bir çocukta görülebilecek duyu bütünleme problemlerini ayrıntılı olarak tanımlıyor. Kitap, çocukların vestibüler, taktil ve proprioseptif alanlarda yaşadıkları duyusal işlev bozuklukları, kitapta ayrıntılı bir biçimde tartışılıyor ve örneklendiriliyor. Kitapta aynı zamanda, çocuğunuzun bu alanlarda herhangi bir duyusal işlev bozukluğu olup olmadığını belirlemenizde yardımcı olacak checklist’er yer alıyor. Yazar Kranowitz, kitabında ebevynlerin ya da terapistlerin çocuklarla uygulayabilecekleri ve duyu bütünleme alanındaki sorunları minimize etmeye hedefleyen bir dizi egzersiz ve aktivite paylaşımında da bulunuyor. Ebeveynler, öğretmenler ve terapistler için, bu tanısal checklist’ler oldukça yararlı.

Kitabın yazarı duyu bütünleme uzmanı Kranowitz’e göre çocuklarda en sık karşılaşılan duyusal işlev bozukluklarının dokunma ve hareket gibi alanlarda gözlemlendiğini dile getiriyor. Örneğin çocuklarda taktil (dokunma ile ilgili) duyulara karşı aşırı bir duyarlılık varsa, dokunmaktan ve dokunulmaktan hoşlanmazlar ve bundan kaçınırlar. Bu durumda sonuç olarak çocukların belli oyunlardan uzak durmasına, çevrelerindeki insanlarla fiziksel iletişimden uzak durmalarına, bazı kumaş türlerine ve yiyeceklere karşı aşırı hassasiyet geliştirmelerine neden olur. Örneğin çocuklar harekete karşı aşırı duyarlı ya da savunmacıysa, ayaklarını yerden kaldırmayı hiç istemezler. Oyun alanlarından uzak dururlar ve arabaya ya da asansöre binmek istemezler. Yerdeyken kaldırılıp kucağa alınmak istemezler.

Kitabın yazarı duyu bütünleme uzmanı Kranowitz’e göre çocuklarda en sık karşılaşılan duyusal işlev bozukluklarının dokunma ve hareket gibi alanlarda gözlemlendiğini dile getiriyor.

Duyu bütünleme uzmanı Kranowitz, ebeveynlerin olası duyu bütünleme sorunlarına karşı, çocuklarını sürekli yakından izlemeleri gerektiğini belirtiyor. Kitapta açıklanan türde duyusal işlev bozuklukları gözlemlendiğinde, ebeveynlerin uzman duyu bütünleme terapistleri ile birlikte çalışmaları gerekiyor. “Senkronize Olamayan Çocuk” duyu bütünleme terapisi alanındaki olası sorunları tanımak, çocukların davranışlarını bu açıdan gözlemlemek ve duyu bütünleme terapisi almaya başlayacak aileler için kapsamlı ve nitelikli bir kılavuz kitap.

Ayrıntılar