Blog

Otizm ve Edebiyat

otizm-edebiyat

Mark Haddon’ın ‘Süper İyi Günler’ adlı romanı, otizm olgusuna edebiyat penceresinden bakmamızı sağlıyor ve otizmli çocukların duygu durumlarına ve algılarına ışık tutuyor. İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayınlanan “Süper İyi Günler”in ana karakteri Christopher, Asperger tanısı almış bir çocuktur. 2003 yılında yayınlanan roman, 15 yaşındaki Christopher’ın komşusunun köpeği Wellington’ın ölüsünü bulması ve bu ölümün ardındaki gizemi çözmeye karar vermesi ile başlıyor. Roman boyunca Chistopher’ın otizm tanısı almış bir çocuk olduğu bilgisi de, romanın İngilizce baskısındaki arka kapağında aktarılıyor.

 

Bu açıdan değerlendirildiğinde, otizm tanısı almış bir çocuğun, soyutlamanın temel olduğu bir edebi yapıta nasıl bir ana karakter olabileceği sorulabilir. Mark Haddon’ın romanı, otizm tanısı almış çocukların soyut düşünebilme yetisini, duyguları ve ifadeleri okuyabilme becerisini öğrenme yolculuğunu gözler önüne serer.

Romanın ana karakteri olan Christopher, kendisini “bazı davranışsal problemleri olan bir matematikçi” olarak tanımlıyor. Aspergerin Christopher’ı tanımlayan sıfatlar olmasının ötesinde, onun dünyaya ve insanlara farklı açılardan baktığını gösteren yol işaretleri yalnızca. Bu açıdan değerlendirildiğinde, otizm tanısı almış çocukların çevrelerini nasıl algıladıklarını anlamak adına, “Süper İyi Günler” okunması aydınlatıcı bir kitap. Roman, farklı olmak, toplumun dışında durmak, dünyayı şaşırtıcı ve ufuk açıcı farklı biçimlerde algılamak gibi ana temaların çevresinde gelişiyor.

Mark Haddon’ın romanı, otizm tanısı almış çocukların soyut düşünebilme yetisini, duyguları ve ifadeleri okuyabilme becerisini öğrenme yolculuğunu gözler önüne serer.

Romanda Christopher kendisi gibi çocukların gittiği okul ve ev arasında geçen hayatının nasıl bilinmezliğin içine girdiğini anlatılıyor. Tüm bu zorluklar Christopher’ı daha güçlü ve kendine güvenen birisi yapıyor. Roman, Christopher’ın “Ve bunu yapabileceğimi biliyorum, çünkü tek başıma Londra’ya gittim ve Wellington’ı kimin öldürdüğüne dair gizemi çözdüm ve annemi buldum ve cesur davrandım ve bir kitap yazdım ve bu, her şeyi yapabileceğim anlamına geliyor,” cümleleri ile bitiyor. Kendisi, toplum ve ailesi adına umut dolu bu bakış açısı aynı zamanda bir yol gösterici.

Bireylere yakıştırılan sıfatlar ve etiketler, o bireyler hakkında bilinmesi gereken her şeyi açıklamaz, tersine o bireyler hakkında çok az şey söylerler. Çoğunluktan farklı olanı kategorize etmeye hizmet eden bu sıfatların ardında, tüm farklılıkları ve derinliğiyle bir birey, bir insan yatar. Haddon’ın romanı bize bunu göstermektedir. Bir insanı gerçekten anlamak için, onu belli bir gruba ait olarak tanımlamak değil, onunla konuşmak ve onu dinlemek gerekmektedir.

Christopher’ın roman boyunca aktarılan bilişsel deneyimi, gelişimsel farklılığı olan bir ergenin, çevresindeki toplumu nasıl algıladığını, bu topluma ve içinde barındırdığı yaşama nasıl entegre olduğunu gösteriyor. Roman aynı zamanda, en genel çerçevede ‘otizm’ olarak tanımlanan yaygın gelişimsel bozukluk durumunun duygusal düzlemde bir çözümlemesini yaparak, bu bireylerin algılarına ışık tutuyor.

Yazar Mark Haddon’un da belirttiği gibi, romanı temel olarak Asperger’li ya da otizmli bir çocuğu anlamak için bir kılavuz olarak okumak çok doğru değil. Kitap öncelikle bir edebi eser, bir roman. Fakat işlediği konu ve geliştirdiği temalar nedeniyle, otizm tanısı almış bireyleri daha yakından tanımak ve onları anlamak adına da bir kılavuzluk sunuyor.

Comments (2)

    • Merhabalar,
      Kitabı hemen hemen tüm kitapçılarda bulmanız mümkün. Baskısı var. D&R mağazalarına bakabileceğiniz gibi, Türkiye İş Bankası Yayınları’nın Kadıköy ve Beyoğlu’ndaki kendi kitap mağazalarında da bulabilirsiniz.
      Sevgiler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir