All posts in Psiko-Eğitsel Eğitim

Çocuklarda Kıskançlık

Çocuklarda Kıskançlık

Yaşam döngümüz içinde attığımız adımları, yaptığımız seçimleri, davranışlarımızı ve tutumlarımızı, belki kısacası yazgımızı biçimlendiren en güçlü duygulardan biridir kıskançlık. Yetişkinler kıskançlık duygusunu kendi içlerinde ya bastırır, yok sayar ya da bu duyguyu öfkeye ve hırsa dönüştürerek, idealleştirdikleri ve kıskançlığa neden olan amaçlara ulaşmaya çalışırlar. Fakat ebeveynler, kıskançlık duygusunu çocuklarında gözlemlediklerinde bu durumdan hoşlanmazlar. Kıskançlığın çocukta ve çocuğun davranışlarındaki tezahürleri, yetişkinlerle karşılaştırıldığında daha doğrudan ve çıplak gözlemlenebilir. Elbette bu duyguyu dürtüsel olarak bastırıp, başka davranışlara ve semptomlara dönüştüren çocuklar da vardır. Peki çocuklarımızda kıskançlık duygusunu gözlemlediğimizde, anne babalar olarak ne yapmalıyız? Kıskançlık gibi insanı derinden sarsabilecek, yaşam enerjisini söndürüp onu yanlış yerlere yönlendirebilecek olumsuz bir duygu ile baş etmeleri konusunda çocuklarımıza nasıl yardımcı olabiliriz?

Öncelikle kıskançlık duygusunun her insanın hissettiği neredeyse evrensel bir duygu olduğunu belirtmek gerek. İnsanın yaşı, cinsiyeti, sosyal, kültürel ve ekonomik düzeyi ne olursa olsun, kıskançlık duygusuna kapılabilir. Ünlü filozof ve tanrıbilimci Augustinus, edebiyat tarihi açısından da önemli “İtiraflar” adlı kitabında, bebekliğinden yetişkinliğine tüm bir yaşamını ve günahlarını anlatır. “İtiraflar”ın Birinci Kitap’ının Yedinci Bölümü’nde, Augustinus bebeklerin bile kıskançlık duygusuna kapılabileceğinden söz eder:

“Örneğin ben kıskançlığın ne demek olduğunu ancak kıskanç bir bebek görünce anladım: Bu bebek henüz konuşmuyordu, ama süt kardeşini ne zaman meme emerken görse, beti benzi atıyor, haset dolu gözlerle ona bakıyordu” (Augustinus: 45).

Augustinus’un bu gözlemi bize, ondan yüzyıllar sonra yaşamış olan, “Nesne İlişkileri” okulunun kurucusu olan ve Freud’dan sonraki en önemli psikanalistlerden biri sayılan Melanie Klein’in “Haset ve Şükran” adlı kısa çalışmasında söylediklerini anımsatır. Melanie Klein, çalışmasının en başında şöyle der:

“Yıllardır, hiç yabancısı olmadığımız iki tavrın, haset ve şükranın, en erken kaynaklarıyla ilgilenmekteyim. Bu çalışma içinde, hasetin, sevgi ve şükran duygularını daha başlangıç evresinde baltalayan çok güçlü bir etken olduğunu, çünkü ilk ilişkiyi, kişinin annesiyle ilişkisini etkilediğini gördüm” (Klein: 17).

Melani Klein, “Haset ve Şükran” adlı kısa çalışmasında, kıskançlık duygusunun çocuk gelişimi ve kişilik oluşum sürecindeki etkilerini derinlemesine incelerken, kıskançlığın ve haset duygusunun, uzun vadede çocuğun sevgi ve şükran duygularını üretmesine engel olabileceğini söyler.
Peki çocuklarımızın gelişimi, sağlıklı yetişkin bireyler olmaları bağlamında kritik önemi olan kıskançlık duygusu ile baş etme yöntemleri neler olmalıdır? Çocuklarımızı kıskançlık duygusu ile mutsuz gözlemlediğimizde, tavrımız ve davranışlarımız nasıl olmalı?
Çocuğunuzu kıskançlık duygusu içinde gözlemlediğinizde, bunu ona açıkça söyleyin. Örneğin küçük kardeşini emzirirken sizi ve bebeği kıskanmışsa, ona, “Biraz kıskandın ve bu durum seni mutsuz ediyor. Ama kardeşin sütünü içtiğinde ikimiz birlikte senin istediğin bir oyunu oynayalım, olur mu? Seninle birlikte zaman geçirmeyi çok seviyorum” gibi olumlayıcı ve onu kapsayan bir söz söyleyebilirsiniz.
Çocuğunuzla belirli zaman aralıklarında düzenli olarak bir araya gelmeniz, ortak bir etkinlik yürütmeniz de yararlı olacaktır. Birlikte yürütülen etkinliklerle, çocuğunuzun sosyal ve duygusal gelişimini dezteklediğiniz gibi, çocuğunuz sevildiğini hisseder ve kendine güven kazanır. Birlikte kitap okumak, onu kucaklamak ve ona sarılmak, birlikte şarkı söylemek, ortak yürütebileceğiniz etkinlikler arasında sayılabilir.
Kıskançlık söz konusu olduğunda bu duygunun ötelenip bastırılmasından çok, gün yüzüne çıkartılıp konuşulması çok daha sağlıklıdır. Çocuğunuzda herhangi bir nedenle kıskançlık duygusu ortaya çıktığında, kendinizin de geçmişte kıskançlık hissettiğinizi çocuğunuza anlatabilirsiniz. Böylece çocuk, kıskançlık duyduğu için kendisini suçlu hissetmeyecek ve bunun herkesin hissettiği insani bir duygu olduğunu öğrenecektir. Bu öğretinin üzerine de, bu duyguyu nasıl olumluya çevirebileceğini çocuğunuza göstermelisiniz. Aslında kıskançlık duygusu ortaya çıktığında, çocuğunuz için harika bir öğrenme olanağı da belirmiştir. Kıskançlık sayesinde çocuğunuza insanların birbirinden farklı olduğunu, herkesin ayrı değerleri ve özellikleri olduğunu öğretebilirsiniz. Örneğin çocuğunuza, “Bazı çocuklar yapboz oynamayı sever, ama bazıları yapbozları zor bulabilir ve bunun yerine trenlerle oynamak isteyebilir” gibi cümlelerle, bireysel farklılıkları açıklayabilirsiniz. Böylece çocuğunuz, kendisinin sahip olmadıkları yüzünden kıskançlık duygusu üretmek yerine, kendi içindeki meziyetleri bulup çıkarmaya çalışarak, kendi öz saygısını arttırma yoluna gidecektir. Her insanın kendi öznel değerleri ve nitelikleri ile özel ve değerli olduğunu çocuğunuz öğreterek, kıskançlık duygusunu olumlayabilirsiniz.

Çocuğunuz, kıskançlık, üzüntü, öfke gibi duygularını ifade etme ve bağlama oturma becerilerini geliştirdikçe, bu duygularla baş etme konusunda da yetilerini arttırır. Bu sayede, bu duyguların neden olabileceği zorlu davranış modellerini de azaltmış olursunuz. Böyle bir ‘duygusal’ eğitim, çocuğunuz için yaşam boyu değerli bir derse dönüşecektir.

Özellikle erken yaşlardaki çocuklar, hissettikleri birçok duyguyu dile dökmekte zorlanabilir. Hissettikleri duyguların birçoğu için sözcükleri yoktur. Bu nedenle, duygulara ilişkin kavramsal bir öğrenime gerek duyarlar. Bu konuda yapabileceğiniz en iyi şey, çocuğunuzla içinde kıskançlık temasının işlendiği öyküler, masallar okumaktır. Okuduğunuz kitaplardaki karakterlerin hissettiği kıskançlık ve benzeri duyguları çocuğunuzla konuşarak, çocuğunuzun bu duyguları kavramsal bir çerçeveye oturtmasını ve bu duygulara dönük doğru davranış stratejileri geliştirmesine yardımcı olabilirsiniz.
Çocuğunuz, kıskançlık, üzüntü, öfke gibi duygularını ifade etme ve bağlama oturma becerilerini geliştirdikçe, bu duygularla baş etme konusunda da yetilerini arttırır. Bu sayede, bu duyguların neden olabileceği zorlu davranış modellerini de azaltmış olursunuz. Böyle bir ‘duygusal’ eğitim, çocuğunuz için yaşam boyu değerli bir derse dönüşecektir.

Kaynaklar:
İtiraflar, Augustinus, (çev. Çiğdem Dürüşken), Humanitas Yunan ve Latin Klasikleri, Kabalcı Yayınevi, İstanbul, Haziran 2010.
“Haset ve Şükran”, Melanie Klein, Metis Yayınları, İstanbul 2014.

Ayrıntılar

Doğru Oyuncak Seçimi

Doğru Oyuncak Seçimi

Çocuklara oyuncak alırken, ebeveynlerin bazı temel konulara dikkat etmeleri önemlidir. Satılan her oyuncak, çocuğunuz için eğlenceli, yararlı ve hatta güvenli olmayabilir. Çocuğunuzun yaşı ve gelişimsel gereksinimleri başta olmak üzere, oyuncak alırken dikkat edilmesi gereken birçok ayrıntı vardır.
Hayalgücü, oyunca seçiminde en önemli unsurlardan belki de ilki. Çocuğun ilk yıllarında doruk noktasında olan hayalgücü, bu yaşlarda beslenmelidir. Alınan oyuncaklar, çocuğunuzun problem çözme becerilerini geliştirmelidir. Farklı şekilli parçalardan oluşan, bu parçaların birleştirilip ayrıldığı parçalardan ve çizimlerden oluışan, lego, bloklar ve çizim kitapları gibi oyuncaklar bu alana örnek gösterilebilir.
Oyuncakların kalıcı olması ve çocuğunuzun uzun süreli ilişki kurabileceği özellikleri olması da önemlidir. Çoğu zaman, çocuğunuzun çok istediği bir oyuncağı aldığınızda, birkaç gün sonra çocuğunuzun oyuncağa olan ilgisini kaybettiğini gözlemlemişsinizdir. Bu durumu engellemek için, peluş hayvanlar ve giydirilebilir bebekler gibi, çocuğunuzun karakter özellikleri verebileceği, adlandırabileceği ve hayali bir ilişki kurabileceği oyuncakları seçmek anlamlı olacaktır. Bu gibi oyuncaklarla ilgili, çocuğunuz öyküler de oluşturabilir!
Yeni becerilerin keşfedilip geliştirildiği, çocuğunuzun eleştirel düşünce ve mantık becerilerini geliştirdiği, yapboz benzeri oyuncaklar da, çocukların gelişimsel ihtiyaçları açısından önemlidir. Bu oyuncakların mekansal algısı ve becerileri, el ve göz koordinasyonunu ve motor becerileri geliştirmesi hedeflenmelidir. Yapbozlar, bloklar, boyalar ve oyun hamurları bunlara örnek gösterilebilir.
Çocuğunuza yaşam boyu sürecek kitap okuma alışkanlığını kazandırmak için, yine interaktif ve renkli hazırlanmış kitaplarla işe başlayabilirsiniz! Sesli ve bol resimli kitaplarla çocuklara alfabe öğreten kitaplar, hayvan seslerini öğreten interaktif yayınlar, çocuklara hem ilk sözcükleri öğretecek, hem de onların görsel ve işitsel duyularını geliştirecektir. Gece yatmadan önce bu kitaplarla geçireceğiniz bir yarım saat, çocuğunuz için gelişimsel anlamda en değerli anlardan olacaktır!

Ayrıntılar

Yoğun Yaz Programı

Yoğun Yaz Programı

SOSYAL BECERİ HEDEFLİ YOĞUNLAŞTIRILMIŞ YAZ PROGRAMI

Amaç: Sosyal becerilerinin desteklenmesine ihtiyaç duyan okul öncesi ve okul çağı çocukları için akran etkileşimi odaklı 2 haftalık yoğunlaştırılmış yaz programı! Program, oyun terapisi ve drama çalışmaları destekli hazırlanmıştır ve Uzman Psikolog / Oyun Terapisti Fulya İlişikli ve Drama Öğretmeni / Tiyatro Oyuncusu Ceren Demirel yönetiminde uygulanacaktır.

Programın Hedefleri:

Grupla beraber hareket edebilmek, bütünün parçası olmak

  • Yönerge takibi
  • Oyuna çağırma
  • Oyuna katılabilme
  • Ortaklaşa sorun çözme
  • Sorun hakkında konuşabilme
  • Söz alma
  • Soruna çözüm üretme

Rekabet etmek

  • Rekabet motivasyonunu yükseltme
  • Yenilgiyi tolare etme, kazanmayı yönetme

Sohbet

  • Sohbet başlatma
  • Sohbeti sürdürme ve yönetme
  • Konuda kalma

Duygular

  • Hislerini tanımlama
  • Duygusunu ifade etme
  • Beden dili kullanımı
  • Empati kurma (Jest-mimik okuma)
  • Duygusunu yönetme

Kimler katılabilir: Gruplar oluşturulurken yaş ve performans kriteri dikkate alınacaktır.

Tarihler: 20 Haziran- 1 Temmuz tarihleri aralığında haftaiçi her gün günde 3 saat, toplam 30 saat.

Ücret: 3000 TL

Kayıt ve İletişim: 05389475077

Program Yürütücüleri Hakkında Bilgi: 

Fulya İlişikli

2010 yılında burslu olarak okuduğu Yeditepe Üniversitesi Psikoloji  Bölümü’nden ikincilikle mezun oldu. Takip eden eğitim öğretim yılında Özel ALEV Okulları’nda Akademik Destek Grubu öğretmenliği yaptı. Dikkat ve öğrenme alanlarında güçlük yaşayan ilkokul öğrencileriyle bireysel ve grup çalışmaları yürüttü. 2011 yılında Hollanda’da bulunan Leiden Üniversitesi’nden başarı bursu kazanarak Çocuk ve Ergen Psikolojisi Yüksek Lisans Programına girmeye hak kazandı. Buradaki eğitimi boyunca Uygulamalı Davranış Analizi (ABA)eğitimi alıp okulöncesi çağındaki çocuklara bireyselleştirilmiş eğitim programı uyguladı. Sosyal beceri eğitimi kapsamında Elckerlyc International School & Montessorischool’da ilkokul öğrencileriyle grup çalışmaları yaptı. Lise çağındaki öğrencilerle Bilişsel Davranışçı Terapi uygulamalarında yer aldı. 2012 yılında Türkiye’ye dönüşünün ardından Özel Mavi Ada Anaokulu’nda çalışmaya başladı. Buradaki çalışma süreci boyunca sınıf öğretmenliği, gelişim takibi, test uygulamaları ve ebeveyn danışmanlığı gibi birçok görevi bir arada yürüttü. Otizm spektrumunda yer alan ya da uyum zorluğu yaşayan çocukları akran etkileşimini artırmak amacıyla sınıf içinde destekledi. Eğitim koordinatörlüğünü üstlenerek müfredat geliştirdi ve sınıf içi uygulamalarında öğretmenlere süpervizyon verdi. 2013 yılından bu yana serbest zamanlı olarak otizm spektrumundaki çocuklarla İlişki Temelli Oyun Terapisi kapsamında çalışmakta, ailelere çocuklarının iletişim ve oyun becerilerini desteklemeleri konusunda rehberlik etmektedir. 2016 yılı Mayıs ayı itibariyle terapi ve gelişim takibi çalışmalarını Çocuk İstanbul Aile Danışmanlık Merkezi’nde yürütmeye başlamıştır.

Ceren Demirel

İzmir doğumlu Ceren Demirel, 2004 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Tiyatro Oyunculuk Bölümü’nü bitirdi. Trabzon Devlet Tiyatrosu’nda çalıştı. Oyunculuk atölyelerinde eğitmenlik de yapan oyuncu, çeşitli kurumlarda çocuklarla ve yetişkinlerle drama çalışmaları yaptı. Ceren Demirel, çeşitli dizi ve sinema projelerinde de yer aldı. En son özel bir tiyatro olan Galata Perform’da “İz” ve “Dört Bacaklı Şey” oyunlarında rol aldı. Ceren Demirel, 2015-2016 döneminde, Oyun ve Tiyatro Akademisi Derneği‘nde (OYTAD) oyun ve tiyatro pedagojisi alanındaki çalışmalarını da yürütmektedir.

Profesyonel oyunculuk kariyerine aktif olarak devam Ceren Demirel, Çocukİstanbul Aile Danışmanlık Merkezi bünyesinde, Otistik Spektrum Bozukluğu içindeki çocuklarla, Özel Eğitim ve farklı Psiko-Eğitsel terapileri destekleyen Drama Çalışmaları Programı’nı yürütmektedir.

yaz-programı-biryaz-program-iki

Ayrıntılar

Kadınlar ve Çocuklar

Kadınlar ve Çocuklar

Her yıl 8 Mart gününde dünyanın her yanında milyonlarca insan, kadınların başarılarını kutlamak ve onurlandırmak için bir araya geliyor. Kadınların toplum içindeki konumunun ve özgürlüklerinin daha da iyileştirilmesi gereken Türkiye gibi ülkelerde ise, kadın olmanın önemi, kadınların dünya tarihine yaptıkları ve genelde gözardı edilen katkıların daha da görünür kılınması gerekiyor. Bu nedenle, yılın tek bir günü de olsa, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü, bu konularda toplumsal bilinci arttırmak için bir fırsat olarak kullanabiliriz. Kadın olma durumunu, kadınların erkekler gibi toplumda her istediklerini gerçekleştirebileceğini çocuklarımıza aktarmak ise, ayrıca önemli bir konu. Sizinle, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde çocuklarınızla birlikte gerçekleştirebileceğiniz bazı aktiviteler paylaşmak istedik.

Çocuğunuzla birlikte bunlar ve benzeri etkinliklerle, toplumların derin yarası olan kadın sorununu, çocuğunuzun bu konulardaki bilinci henüz oluşurken çözebilirsiniz. Kadın-erkek eşitliğine inanan, kadının toplumda erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğini içselleştirmiş bireyler yetiştirmek sizin elinizde!

Kağıttan Kadın Kuklaları
Çocuğunuz özellikle okul öncesi yaştaysa, birlikte kağıttan kadın figürleri çizip kesebilir ve bu kağıt kuklalar üzerinden çocuğunuzla birlikte tarihteki ünlü kadın karakterleri çalışabilirsiniz. Örneğin Frida Kahlo, Kleopatra ve Madam Curie gibi ünlü kadın karakterle başlayabilirsiniz. Çocuğunuzun sürece kolaylıkla dahil olabileceğini eğlenceli bir oyuna dönüşebilir!

Tartışma
Daha büyük yaş grubundan çocuklarla, dünyada kadın olma durumu, kadınları etkileyen olumsuz koşullar hakkında sohbet etmeye çalışabilirsiniz. Uluslararası kadın kuruluşları ve Türkiye’deki kadın STK’larının web sitelerinden tartışma için malzeme edinebilirsiniz.

Ünlü Bulmaca
Çocuğunuzla birlikte, yaşadığınız şehirde ya da kendi yakın çevrenizde ünlü ve başarılı kadınların bir listesiniz yapmayı deneyebilirsiniz.

Kart Yazma
Çocuğunuzun hayatında önemli olan bir kadın var mı? Bu bir servis görevlisi, anaokulu öğretmeni, alışveriş ettiğiniz mahalle bakkalı olabilir. Çocuğunuzla birlikte, çevresindeki bu kadınlar ve toplumda yerine getirdikleri görevler hakkında konuşabilirsiniz.

Çocuğunuzla birlikte bunlar ve benzeri etkinliklerle, toplumların derin yarası olan kadın sorununu, çocuğunuzun bu konulardaki bilinci henüz oluşurken çözebilirsiniz. Kadın-erkek eşitliğine inanan, kadının toplumda erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğini içselleştirmiş bireyler yetiştirmek sizin elinizde!

Ayrıntılar

Çocuklarla Kitap Okumak

Çocuklarla Kitap Okumak

Birlikte kitap okumak, çocuğunuzla aranızdaki iletişimi başlatıp geliştirecek eşsiz bir etkinliktir. Kitap okumak, çocuğunuzun dil gelişimini ve etkin dinleme becerisini de olumlu yönde etkiler ve geliştirir. Yaygın Gelişimsel Bozukluk, çocuğun durumlara ve insanlara yönelik tutumunu, dünyaya ve çevresine bakışını da farklılaştırır.

Yaygın Gelişimsel Bozukluk tanısı alan çocuklar, insanlarla göz teması kurma, düşüncelerini sözcükler ve beden hareketleri ile ifade etmede zorluk yaşarlar. Kitap okuma sürecinde de, bazı çocukların dikkat süresinin çok kısa olduğu gözlemlenebilir. Gelişimsel anlamda farklı seyirde olan çocuklara kitap okurken, daha kısa metinleri seçebilirsiniz ve kitap okuduğunuz süreyi de kısa tutmayı tercih edebilirsiniz. Yaygın Gelişimsel Bozukluk ve Otizm tanısı almış kimi çocuklar da, özellikle ilgi gösterdikleri alanlarda okuma edimine büyük bir ilgi gösterebilirler. İlgi duydukları alanla ilgili ellerine geçen her metni okumak isterler. Okuma edimini eğlenceli hale getirerek, öğrenme süreçlerinde ve sosyal beceri alanında çocuklara destek olabiliriz.

Birlikte kitap okumak, çocuğunuzla aranızdaki iletişimi başlatıp geliştirecek eşsiz bir etkinliktir. Kitap okumak, çocuğunuzun dil gelişimini ve etkin dinleme becerisini de olumlu yönde etkiler ve geliştirir. Yaygın Gelişimsel Bozukluk, çocuğun durumlara ve insanlara yönelik tutumunu, dünyaya ve çevresine bakışını da farklılaştırır.

Çocuğunuz günlük hayatında rutinlerden hoşlanıyorsa, farklı aktiviteler arasında ona kitap okuyabilir, ya da birlikte bir okuma seansı düzenleyebilirsiniz. Örneğin öğe uykusundan ya da gece yatmadan önce, kısa bir kitap okuma aktivitesi, çocuğunuzu uyku moduna hazırlayacaktır. Bir etkinlik olarak okumanın çocuğunuzun gelişimine ve sosyal becerilerine nasıl katkı sağlayacağını öğrenmek için, Özel Eğitim öğretmenleri ve Gelişim Psikologları ile görüşebilirsiniz.

Çocuğunuzla birlikte kitap okuma programınızı kurgularken, başlangıçta okuma sürenizi birkaç dakika ile sınırlı tutun. Daha sonra birlikte okuma sürenizi uzatın.

Çocuğunuza kitap okurken, çocuğunuzun beyinsel gelişimini de olumlu etkilemiş ve desteklemiş olursunuz. Çocuklar, kendilerine yüksek sesle kitap okunduğunda sizin sesinizi duyar ve dinlerler. Bu, sözel dil becerilerinin gelişimi için de önemli bir süreçtir. Okuma aktivitesi sırasında ya da sonrasında, çocuğunuzun kafasında bazı sorular oluşabilir. Bu sorularını size yönelterek, çevresindeki dünyayı ve insanları da daha yakından tanımaya başlar.

Kitap okumayı çocuğunuz için hem eğlenceli hem de eğitici hale getirecek bazı öneriler:

– İçinde çocukların ve bebeklerin yüzlerini betimleyen resimlerin olduğu kitaplar seçin. Bu sayede, çocuğunuz duyguları öğrenecektir.
– Aynı öyküyü tekrar tekrar okuyun. Bu gibi tekrarlama süreçleri, çocuğun dilsel becerilerini geliştirir.
– Yüksek sesle okuyun. Metni okurken, resimler hakkında da sohbet etmeye çalışın.
– İçinde tekrarın bol olduğu kitaplar seçin. Kafiyeli metinler de okumaya çalışın. Metindeki kafiye ve ritim ile eşzamanlı olarak birlikte el çırpabilirsiniz.
– Üzerinde düğmeleri olan sesli kitaplar da, sözlü dil gelişimine katkı sağlayacaktır.

Sizin için küçük bir öneri listesi hazırladık. Aşağıdaki kitaplarla, çocuğunuz için eğlenceli ve öğretici okuma etkinlikleri düzenleyebilirsiniz:

Uğurböceği Sevecen ile Salyangoz Tomurcuk – Erika Bartos

Benekli Faremi Gördünüz Mü? – Feridun Oral

İçimdeki Aslan – Kristien Dieltiens

Yaramaz Fareler – Helga Bansch

Anais Çok Kızgın – Sophie Martel

Ayrıntılar

Çocuklarla Neden Drama -II-

Çocuklarla Neden Drama -II-

Drama Çalışmaları’nın temelinde iki ana yaklaşım yatmaktadır. Drama Çalışmaları, bireyin hem zihinsel hem de bedensel düzlemde yaratıcı ve doğaçlama potansiyelini ortaya çıkarmayı amaçlar. Bireydeki bu potansiyel, öykü anlatma, doğaçlama, taklit, rol yapma, canlandırma, dans, hareket, ritim, ses, şarkı, müzik ve perküsyon gibi tekniklerle ortaya çıkartılır.

Drama Çalışmaları, bireyin hem zihinsel hem de bedensel düzlemde yaratıcı ve doğaçlama potansiyelini ortaya çıkarmayı amaçlar.

Drama Çalışmaları, özel olarak oluşturulan grup içindeki çocukların psikolojik gereksinimleri doğrultusunda özel olarak kurgulanır. Bu çalışmalar, yönlendirici olmayan, güvenli ve destekleyici bir ortamda yürütülür. Her grubun drama sürecine kattıkları birbirinden farklıdır.

Dramanın her insan üzerinde terapötik etkileri vardır. Otizm tanısı almış bireyler üzerinde de, psikolojik ve fiziksel bağlamda yarar sağlayan Drama Çalışmaları, çocuğun yaşayabileceği sosyal, iletişimsel ve akademik alanlardaki güçlükler aşmasında yardımcı olur.

Drama Çalışmaları’nın yarar sağladığı alanlar özetle şunlardır:
– Güvenli ilişkiler kurmak,
– Sözlü ve sözlü olmayan iletişim becerileri geliştirmek,
– Duyguların ifade edilmesi ve keşfedilmesi,
– Sıra alma, lider olma gibi sosyal etkileşim becerilerinin geliştirilmesi,
– Dinleme ve gözlem yapmak,
– Yaratıcı ve sanatsal beceriler geliştirme,
– Kendilik algısını iyileştirme ve kendine güveni arttırmka,
– Hayalgücünü kullanmak,
– Kendini ifade etme fırsatları ve becerileri yaratmak,
– Güvenli ve sınırları belli ortamlarda çalışmak.

Ayrıntılar

Çocuklarla Neden Drama -I-

Çocuklarla Neden Drama -I-

Özel Eğitim gereksinimi olan çocuklarla yapılan Drama Çalışmaları, kurgulanmış ortamlarda Drama alanında uzman eğitmenlerle gerçekleştirilir. Drama Çalışmaları’nın amacı, Otistik Spektrum içindeki çocukların gelişimsel ve sosyal alanlardaki yetersizliklerini en aza indirgemektir. Dramanın kendi dinamikleri ve özgün oyun kurgularıyla çocuğun hayalgüçlerini geliştirme, soyut düşünme becerilerini arttırmak, dolaylı ifadeleri ve mecazları zihinsel olarak işleyebilmelerini sağlamak, şaka ve espri yapma yöntemlerini sunmak, akranlarıyla iletişimlerini geliştirmek, yaratıcılıklarını somut ürünlere dönüştürmelerinde destek olmak, empati potansiyellerini arttırmak ve günlük hayatta kullanacakları bilgi ve becerileri arttırıp geliştirmek, Drama Çalışmalarının temel hedefleri arasındadır.

Drama seanslarında ve oyunlarda dinleme ve anımsama, kıskançlık duygusunu kontrol etme, sıra alma, kişisel mekan olgusunu fark etme, karşısındakini kucaklama, arkadaşına sıra vermek için ayağa kalkmak ve gerektiğinde bir iletişim sürecini bölerek kendini ifade etmek gibi hedefler belirlenebilir.

Çocuklarda bu amaçlar doğrultusunda somut sonuçlar elde etmek amacıyla, Drama Çalışmaları seanslarında, hedef öğrenmelere odaklanmış oyunlar kurgulanır. Drama seanslarında ve oyunlarda dinleme ve anımsamakıskançlık duygusunu kontrol etmesıra almakişisel mekan olgusunu fark etmekarşısındakini kucaklamaarkadaşına sıra vermek için ayağa kalkmak ve gerektiğinde bir iletişim sürecini bölerek kendini ifade etmek gibi hedefler belirlenebilir. Bu ve benzeri hedefler, çocukların akranları ile birlikte oldukları okul gibi ortamlarda gereksinim duydukları bilgi ve becerilerdir ve çocukların akademik başarılarını her düzeyde önemli ölçüde etkileyebilirler.

Bu ve benzeri hedefler, çocukların akranları ile birlikte oldukları okul gibi ortamlarda gereksinim duydukları bilgi ve becerilerdir ve çocukların akademik başarılarını her düzeyde önemli ölçüde etkileyebilirler.

Drama Çalışmaları’nın temel çerçevesi, çocukların keyif alabilecekleri kurgulanmış ortamlarda, drama sanatının insan duygulanımı üzerindeki doğal gücünden yararlanarak, çocuklara bilgi ve becerileri çabuk ve kolay edinebilecekleri ortamlar sağlamaktır.

Ayrıntılar

Otistik Spektrum Bozukluğunda Sosyal İletişim Güçlükleri

çocuklarda-iletişim-güçlüklerOtizm tanısı almış çocukların ebeveynleri, belki de en çok çocuklarının iletişim alanında yaşayabilecekleri güçlükler nedeniyle kaygılanmaktadır. Çocuğa iletişim alanında doğru desteği verebilmek için öncelikle iletişim sürecindeki dinamiklerin doğru anlaşılması gerekir. Bu sayede, Otistik Spektrum Bozukluğu tanısı almış çocuktaki tipik iletişim gelişimi ve gecikmiş ya da farklı iletişim gelişimi arasındaki farklılıklar değerlendirilebilir.

Çocuğa iletişim alanında doğru desteği verebilmek için öncelikle iletişim sürecindeki dinamiklerin doğru anlaşılması gerekir.

İletişim dendiğinde aklımıza ‘sözcükler’ ve ‘konuşma edimi’ gelir. İletişim için sözcüklere gereksinim duysak da, iletişim kavramı genel olarak değerlendirildiğinde sözcüklerin ötesinde daha geniş bir kavramdır. İletişim aynı zamanda sözel olmayan davranışları (gözler, yüz ifadeleri ve jestler) içerir. Hem sözel hem de sözel olmayan davranışlarla isteklerimizi bildirir, duygularımızı ifade eder, düşüncelerimizi ve fikirlerimizi paylaşır ve sorunlarımızı çözmeye çalışırız.

İletişim sürecinin başarısı yalnızca anlaşılır mesajlar aktarmak değil, aynı zamanda karşınızdaki insanın aktardığı mesajı anlayabilmekte yatar. İster sözel olsun ister olmasın, gerek sözcükler gerekse jest ve mimik gibi beden dilinin unsurları, anlaşılmaları için belli bir yorumu gerekli kılar. Birisi konuşurken beklemek ve dinlemek, daha sonra konuşmacının söyledikleriyle bir yorum ya da soru ile bir ilişkisellik kurmak, iletişim sürecinin temel dinamiklerindendir.

İletişim sürecinin başarısı yalnızca anlaşılır mesajlar aktarmak değil, aynı zamanda karşınızdaki insanın aktardığı mesajı anlayabilmekte yatar.

Çocukların genel gelişim süreci içinde baktığımızda, beş yaşındaki bir çocuğun yukarıda açıklandığı anlamda sosyal iletişim becerilerine sahip olması beklenir. Öte yandan bu gelişim birden ortaya çıkmaz. Çocuk doğduğu andan başlayan bir süreç içinde, sosyal iletişim becerileri yavaş yavaş oluşur. Erken süreçlerde bu sosyal ve iletişim alanındaki süreçleri bilmek, çocuğun sosyal ve iletişim becerilerini daha baştan gözlemleme şansını sunar.

1 Yaşına Kadar Sosyal İletişim:

Yaşamın ilk aylarında, çocuklar çevrelerinde gördükleri yüzlerden, özellikle annelerinin yüzünden çok etkilenirler. Bebeğin annesinişn yüzü ile ilgilenmesi, onun sosyal bir canlı olma yönünde attığı ilk adımdır. Bu sürecin ardında henüz sözcüklerin yer almadığı bir iletişim süreci başlar. Bebek, el çırpma gibi basit hareketleri ve sesleri taklit etmeye çalışır. Özellikle annesinin sesine duyarlı olan bebek, çoğunlukla annesinin sesini duymak ister. İlk yılın sonuna doğru, bebek daha sosyalleşir. Kendisine işaret edilen nesnelere bakar ve bazen ilk sözcüklerini söyler. Eğer çocuğunuz size bakmıyor ya da sesinize tepki vermiyorsa, sosyal iletişim anlamında bazı ilk gelişim noktalarını kaçırıyor olabilir.

1-2 Yaş Arası Sosyal İletişim:

İki yaşına basıp da henüz konuşmaya başlamamış çocuklar bile, beden dilleri ve jestleriyle net mesajlar aktarırlar. Ebeveynlerinin dikkatini çekmek için elleriyle bazı nesneleri tutup bunları onlara uzatırlar. “Hayır” ve “Güle güle” anlamına gelen baş ve el hareketlerini yapmaya başlarlar. Çocuk 14 aylık olduğunda istediği bir eşyayı işaret edebilir ve 16 aya gelindiğinde, ebeveynlerinin de bakmaları için eşyalara işeret ederler. Bu, ilgi duydukları birşeyi ebeveynleriyle paylaşma isteklerini gösterir. Bu işaret etme, aslında sözcüklerle iletişimin de ilk adımını oluşturur. Bebek zaman içinde işaret etmek yerine bazı sesler çıkarmaya başlar.

İkinci yılın sonunda, çocuklar genel olarak kelimelerle iletişim kurmaya başlarlar. Yaklaşık 300 sözcüklük bir repertuarlar, sorular sorar ve ilgi alanlarını yanındakilerle paylaşır.

Okul Öncesi Dönemde (3-5 yaş) Sosyal İletişim:

Okul öncesi dönemde çocukların sözcük haznesi 6000’e çıkar ve çocuklar daha uzun cümleler kurmaya başlar. Fakat bu yıllardaki en büyük değişiklik, çocukların konuştukları konulardadır. İletişimin kapsamı artık yalnızca burada ve şimdi ile sınırlı değildir. Okul öncesi çocuk, gelecekten, geçmişten ve problem çözümünü içeren konulardan konuşmaya başlamıştır. Diyalog kurmaya başlayan çocuk, iletişim sürecine yorum ve sorularını da eklemeye başlar.  Çocuğunuz bu dönemde konuşuyor olabilir. Düzgün ve uzun cümleler kuruyor olabilir. Fakat eğer iletişim süreci içinde karşısındaki kişinin söyledikleri ile bir bağ kuramıyor ve sorularıyla ya yada yorumlarıyla diyalog anlamında karşılıklı bir yapı kuramıyorsa, iletişim becerilerinin sosyal anlamda desteklenmesi gerekmektedir.

Ayrıntılar