All Posts tagged kıskançlık

Çocuklarda Kıskançlık

Çocuklarda Kıskançlık

Yaşam döngümüz içinde attığımız adımları, yaptığımız seçimleri, davranışlarımızı ve tutumlarımızı, belki kısacası yazgımızı biçimlendiren en güçlü duygulardan biridir kıskançlık. Yetişkinler kıskançlık duygusunu kendi içlerinde ya bastırır, yok sayar ya da bu duyguyu öfkeye ve hırsa dönüştürerek, idealleştirdikleri ve kıskançlığa neden olan amaçlara ulaşmaya çalışırlar. Fakat ebeveynler, kıskançlık duygusunu çocuklarında gözlemlediklerinde bu durumdan hoşlanmazlar. Kıskançlığın çocukta ve çocuğun davranışlarındaki tezahürleri, yetişkinlerle karşılaştırıldığında daha doğrudan ve çıplak gözlemlenebilir. Elbette bu duyguyu dürtüsel olarak bastırıp, başka davranışlara ve semptomlara dönüştüren çocuklar da vardır. Peki çocuklarımızda kıskançlık duygusunu gözlemlediğimizde, anne babalar olarak ne yapmalıyız? Kıskançlık gibi insanı derinden sarsabilecek, yaşam enerjisini söndürüp onu yanlış yerlere yönlendirebilecek olumsuz bir duygu ile baş etmeleri konusunda çocuklarımıza nasıl yardımcı olabiliriz?

Öncelikle kıskançlık duygusunun her insanın hissettiği neredeyse evrensel bir duygu olduğunu belirtmek gerek. İnsanın yaşı, cinsiyeti, sosyal, kültürel ve ekonomik düzeyi ne olursa olsun, kıskançlık duygusuna kapılabilir. Ünlü filozof ve tanrıbilimci Augustinus, edebiyat tarihi açısından da önemli “İtiraflar” adlı kitabında, bebekliğinden yetişkinliğine tüm bir yaşamını ve günahlarını anlatır. “İtiraflar”ın Birinci Kitap’ının Yedinci Bölümü’nde, Augustinus bebeklerin bile kıskançlık duygusuna kapılabileceğinden söz eder:

“Örneğin ben kıskançlığın ne demek olduğunu ancak kıskanç bir bebek görünce anladım: Bu bebek henüz konuşmuyordu, ama süt kardeşini ne zaman meme emerken görse, beti benzi atıyor, haset dolu gözlerle ona bakıyordu” (Augustinus: 45).

Augustinus’un bu gözlemi bize, ondan yüzyıllar sonra yaşamış olan, “Nesne İlişkileri” okulunun kurucusu olan ve Freud’dan sonraki en önemli psikanalistlerden biri sayılan Melanie Klein’in “Haset ve Şükran” adlı kısa çalışmasında söylediklerini anımsatır. Melanie Klein, çalışmasının en başında şöyle der:

“Yıllardır, hiç yabancısı olmadığımız iki tavrın, haset ve şükranın, en erken kaynaklarıyla ilgilenmekteyim. Bu çalışma içinde, hasetin, sevgi ve şükran duygularını daha başlangıç evresinde baltalayan çok güçlü bir etken olduğunu, çünkü ilk ilişkiyi, kişinin annesiyle ilişkisini etkilediğini gördüm” (Klein: 17).

Melani Klein, “Haset ve Şükran” adlı kısa çalışmasında, kıskançlık duygusunun çocuk gelişimi ve kişilik oluşum sürecindeki etkilerini derinlemesine incelerken, kıskançlığın ve haset duygusunun, uzun vadede çocuğun sevgi ve şükran duygularını üretmesine engel olabileceğini söyler.
Peki çocuklarımızın gelişimi, sağlıklı yetişkin bireyler olmaları bağlamında kritik önemi olan kıskançlık duygusu ile baş etme yöntemleri neler olmalıdır? Çocuklarımızı kıskançlık duygusu ile mutsuz gözlemlediğimizde, tavrımız ve davranışlarımız nasıl olmalı?
Çocuğunuzu kıskançlık duygusu içinde gözlemlediğinizde, bunu ona açıkça söyleyin. Örneğin küçük kardeşini emzirirken sizi ve bebeği kıskanmışsa, ona, “Biraz kıskandın ve bu durum seni mutsuz ediyor. Ama kardeşin sütünü içtiğinde ikimiz birlikte senin istediğin bir oyunu oynayalım, olur mu? Seninle birlikte zaman geçirmeyi çok seviyorum” gibi olumlayıcı ve onu kapsayan bir söz söyleyebilirsiniz.
Çocuğunuzla belirli zaman aralıklarında düzenli olarak bir araya gelmeniz, ortak bir etkinlik yürütmeniz de yararlı olacaktır. Birlikte yürütülen etkinliklerle, çocuğunuzun sosyal ve duygusal gelişimini dezteklediğiniz gibi, çocuğunuz sevildiğini hisseder ve kendine güven kazanır. Birlikte kitap okumak, onu kucaklamak ve ona sarılmak, birlikte şarkı söylemek, ortak yürütebileceğiniz etkinlikler arasında sayılabilir.
Kıskançlık söz konusu olduğunda bu duygunun ötelenip bastırılmasından çok, gün yüzüne çıkartılıp konuşulması çok daha sağlıklıdır. Çocuğunuzda herhangi bir nedenle kıskançlık duygusu ortaya çıktığında, kendinizin de geçmişte kıskançlık hissettiğinizi çocuğunuza anlatabilirsiniz. Böylece çocuk, kıskançlık duyduğu için kendisini suçlu hissetmeyecek ve bunun herkesin hissettiği insani bir duygu olduğunu öğrenecektir. Bu öğretinin üzerine de, bu duyguyu nasıl olumluya çevirebileceğini çocuğunuza göstermelisiniz. Aslında kıskançlık duygusu ortaya çıktığında, çocuğunuz için harika bir öğrenme olanağı da belirmiştir. Kıskançlık sayesinde çocuğunuza insanların birbirinden farklı olduğunu, herkesin ayrı değerleri ve özellikleri olduğunu öğretebilirsiniz. Örneğin çocuğunuza, “Bazı çocuklar yapboz oynamayı sever, ama bazıları yapbozları zor bulabilir ve bunun yerine trenlerle oynamak isteyebilir” gibi cümlelerle, bireysel farklılıkları açıklayabilirsiniz. Böylece çocuğunuz, kendisinin sahip olmadıkları yüzünden kıskançlık duygusu üretmek yerine, kendi içindeki meziyetleri bulup çıkarmaya çalışarak, kendi öz saygısını arttırma yoluna gidecektir. Her insanın kendi öznel değerleri ve nitelikleri ile özel ve değerli olduğunu çocuğunuz öğreterek, kıskançlık duygusunu olumlayabilirsiniz.

Çocuğunuz, kıskançlık, üzüntü, öfke gibi duygularını ifade etme ve bağlama oturma becerilerini geliştirdikçe, bu duygularla baş etme konusunda da yetilerini arttırır. Bu sayede, bu duyguların neden olabileceği zorlu davranış modellerini de azaltmış olursunuz. Böyle bir ‘duygusal’ eğitim, çocuğunuz için yaşam boyu değerli bir derse dönüşecektir.

Özellikle erken yaşlardaki çocuklar, hissettikleri birçok duyguyu dile dökmekte zorlanabilir. Hissettikleri duyguların birçoğu için sözcükleri yoktur. Bu nedenle, duygulara ilişkin kavramsal bir öğrenime gerek duyarlar. Bu konuda yapabileceğiniz en iyi şey, çocuğunuzla içinde kıskançlık temasının işlendiği öyküler, masallar okumaktır. Okuduğunuz kitaplardaki karakterlerin hissettiği kıskançlık ve benzeri duyguları çocuğunuzla konuşarak, çocuğunuzun bu duyguları kavramsal bir çerçeveye oturtmasını ve bu duygulara dönük doğru davranış stratejileri geliştirmesine yardımcı olabilirsiniz.
Çocuğunuz, kıskançlık, üzüntü, öfke gibi duygularını ifade etme ve bağlama oturma becerilerini geliştirdikçe, bu duygularla baş etme konusunda da yetilerini arttırır. Bu sayede, bu duyguların neden olabileceği zorlu davranış modellerini de azaltmış olursunuz. Böyle bir ‘duygusal’ eğitim, çocuğunuz için yaşam boyu değerli bir derse dönüşecektir.

Kaynaklar:
İtiraflar, Augustinus, (çev. Çiğdem Dürüşken), Humanitas Yunan ve Latin Klasikleri, Kabalcı Yayınevi, İstanbul, Haziran 2010.
“Haset ve Şükran”, Melanie Klein, Metis Yayınları, İstanbul 2014.

Ayrıntılar